|
| |
|
| |
|
| | |
|
|
| |
|
|
 |
|
|
| |
|
|
|
|
|
| |
YILAN
Yılanlar avlanan canlılar oldukları için genelde fare ve kertenkele gibi canlıların yoğun olarak bulunduğu yerlerde görülürler.Yılan mücadelesi kemirgen mücadelesi ve genel haşere mücadelesiyle birlikte yapılırsa etkili sonuçlar verir.
Yılanların Boyu ve Yaşam Süreleri:
Genel olarak yılanların boyu, 10 cm ile 10 m arasında değişir. Daha uzun boyda olanlarının da mevcut olduğu iddia edilsede bu bilimsel olarak doğru değildir. Dünyadaki en uzun boylu yılanlara örnek olarak Anakonda’yı verebiliriz (Bilimsel adı: Eunectes murinus) yaklaşık 10 metre, en küçük yılan ise Madagaskarda yaşayan Typhlops reuteri dir ve boyu 10 cm kadardır. Türkiye’deki yılanların boyu ise en fazla 2 m - 2.3 m dir.
Yılanlar, hayvanat bahçelerinde iyi bakılırlarsa 20-30 yıl arası yaşayabilirler, ancak doğal ortamlarında bu yaşı dolduramadan ya avlanırlar, yada öldürülürler.
Yılanların Duyu organları:
Yılanlar, sağırdırlar ancak yerdeki titreşimleri hissedebilirler bununla beraber, görme duyguları güçlüdür, özellikle hareketli cisimleri çabuk algılarlar. Hem yakın hem uzağı görebilmeye uygun yapıları varsa da, daha çok yakını görmeye alışkındırlar.
Koku alma duyuları da çok gelişmiştir, burun boşluğundaki koku epitelinden başka, iki organ daha vardır, ağız tavanında bulunan bu iki delikli organın adı Jacopson organıdır, yılan dili ile topladığı koku moleküllerini dilini içeriye çektiği zaman bu organa deydirir ve kokuyu algılar.
Crotalidae familyasına mahsus yılanların gözle burun deliği arasında bir çukurluk vardır bu çukurların içi duyusal doku ile kaplıdır ısıya duyarlı bu organı yılan bir termal kamera gibi kullanır ve uzaktaki bir hayvanın ısısını algılayabilir, bazı yılanlarda bu organ o kadar hassastır ki bir santigrat derecenin yüzde birini bile ayırt edebilir.
Gömlek Değiştirme:
Sağlıklı bir yılan yılda en az 2 veya daha sık gömlek değiştirir, değiştirme zamanı gelince deri matlaşır, gözleri örten şeffaf tabaka matlaşır, iki hafta sürebilecek olan bu işlem sırasında yılan faaliyetini kesip bir yere gizlenir. Deri değiştirdikten sonra hayvan tekrar parlak renkli olur. Yılan gömleği elastik olduğundan çektikçe uzar bu bakımdan yılanın boyu hakkında herhangi bir fikir vermez.
Üreme:
Genellikle yumurtlamak suretiyle üreyen yılanların bazıları canlı doğurur (Engerekler). Türüne göre yılanlar 8-50 arası yumurta bırakabilirler, Engerekler ise 3-12 arası yavru dünyaya getirirler. Kuluçka devri 2-3 ay sürer bu yılanın türüne ve ortamın sıcaklığına göre değişmektedir. Yavrular 2 yaşına geldiklerinde cinsel olgunluğa erişirler, daha soğuk bölgelerde ise bu 4-5 sene alır.
Engerek gibi canlı doğuran yılanlarda yumurtalar ovidukt’lar içinde gelişir, yavru ince ve saydam bir zarfla örtülü doğar. Zar hemen doğuştan sonra yırtılır, bazen de doğumdan önce yırtılmış olur, böyle canlı doğuranlara ovovivipar yılanlar denir. Viperidae (Engerekler), Boidae, Crotalidae Familyalarından yılanlar ovovivipar dır.
Yılanlarda Zehir:
Yılan zehrindeki toksik unsurları fizyolojik etkileri bakımından iki gurup altında toplayabiliriz.
Birinci Grup: Nörotoksin (Neurotoxin) Bunlar sinir sistemi ve iskelet kaslarına giden sinir uçlarında bozukluklar meydana getirir. Bu bozukluklar özellikle beyindeki solunum merkezi ile soluk alıp vermede rol oynayan kaslarda (Bilhassa diyafram) belirgin olarak görülür. Nörotoksinlerin etkisi fazla olduğu durumlarda solunum tamamen durabilir.
İkinci Grup: Hemolytik (Kan parçalayıcı) toksinlerdir. Diğer bir ismi ise Hemapathogen
(Kan hastalığı yapan) dir. Bunlar dolaşım sisteminde bozukluk meydana getirir ve çeşitleri
oldukça fazladır. Örneğin: Kırmızı kan hücrelerini tahrip eden hemolysinler. Kan damarlarının çeperindeki endothelial hücrelerini tahrip edip, kanın damardan dışarıya sızmasına neden olan hemorrhagin’ler. Damarlarda kanın pıhtılaşmasına neden olan thrombase (=thrombin). Akyuvar
ve zehirle temasa geçen diğer doku hücrelerini bozan Cytolysin’ler. Kanın pıhtılaşmasına mani
olan anticoagulin (=antifibrin) ler gibi. Türkiye’deki zehirli yılanlar bu ikinci gruba dahildir ancak zehirleri sağlıklı bir insan için, ölümcül bir etki yapacak güçte değildir.
Ülkemizde bulunan 40 tür yılandan sadece 10 türü zehirli, 2 türü yarı zehirli, 28 türü ise zehirsizdir.
Yarı zehirli tabir ettiğimiz yılanlar Colubridae familyasından:
Malpolon monspessulanus (Çukurbaşlı Yılan) Max boyu: 180cm - 2 Metre
Telescopus fallax (Kedi Gözlü Yılan) Max boyu: 70-80cm türleridir
Her iki yılanında zehir dişleri ağızın gerisinde bulunduğu için, vücudun parmak gibi ince uzun kısımları, yılanın ağzına girmediği sürece insanlar için tehlikesiz, ancak küçük kertenkele ve fareler için ölümcüldür.
Diğer 10 Zehirli yılan'ın 9'u Viperidae (Engerekgiller) Familyasına ait olup, diğeri
Elepidae familyasındandır zehirleri sağlıklı bir insan için ölümcül olmasa bile (Acilen doktora gidilmelidir), oldukça can yakıcıdır. Bunlar:
Vipera ammodytes (Boynuzlu Engerek) Maksimum boyu 90cm - 1 Metre
Vipera barani (Baran Engereği) Max Boyu: 55cm
Vipera kaznakovi (Kafkas Engereği) Max Boyu: 60 -70cm
Vipera lebetina (Koca Engerek) Max Boyu: 124cm
Vipera pontica (Çoruh Engereği) Max Buyu: 50cm
Vipera raddei (Ağrı Engereği) Max Boyu: 1m
Vipera ursinii (Küçük Engerek) Max Boyu: 50-60cm
Vipera wagneri (Vagner Engereği) Max Boyu 50-90cm
Vipera xanthina (Şeritli Engerek) Max Boyu: 80cm, nadiren 1m.
Walterinnesia aegyptia (Çöl Kobrası) Max Boyu 180cm türleridir.
Bunların içinde büyüklük ve zehir keselerinin büyüklüğü bakımından en tehlikeli olabilecek türler:
Vipera lebetina (Koca Engerek) Max Boyu: 124cm
Vipera xanthina (Şeritli Engerek) Max Boyu: 80cm, nadiren 1m türleridir.
Ancak ne zehirli yılanlar ne de zehirsiz olanlar, üzerlerine basılmadıkça, köşeye kıstırılıp rahatsız edilmedikçe insanları ısırmazlar tersine kaçarlar. Bu yılanlar tarlalardaki kemirgenleri yediklerinden faydalıdırlar ve kesinlikle korunmalıdırlar.
Bunlar hakkında bilgi ;
| Görünümler ; |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
| |
|
|
| |
|
|
|
|
| |
Alış |
Satış |
| Dolar : |
1.5022 |
1.5129
|
| Euro : |
1.9166 |
1.9301
|
|
 |
|
|
|
|
|